Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), uluslararası insan haklarının korunması alanında en önemli kurumlardan biridir. 1959 yılında kurulan ve Fransa’nın Strazburg kentinde bulunan AİHM, Avrupa Konseyi’nin bir organıdır ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) koruyucusu olarak görev yapmaktadır. 1950 yılında yürürlüğe giren bu sözleşme, Avrupa Konseyi üyesi ülkelerdeki tüm vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alan bir temel belge niteliğindedir.
Yapı ve İşleyiş
AİHM, Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin sayısına eşit sayıda hâkimden oluşur ve günümüzde bu sayı 46’dır. Her bir hâkim, dokuz yıllık, yenilenemez bir süre için seçilir ve en yüksek bağımsızlık ve dürüstlük standartlarını karşılamalıdır. Üye ülkeler, mahkemeye kendi adaylarını önerme hakkına sahiptir; ancak nihai seçim, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından yapılır.
Mahkeme, işleyişi açısından eşsiz bir role sahiptir: AİHS’de güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini düşünen bireyler, sivil toplum kuruluşları ve hatta devletler AİHM’e başvuruda bulunabilir. Ancak bir başvurunun kabul edilebilmesi için, başvuru sahibinin kendi ülkesindeki tüm yasal yolları tüketmiş olması gereklidir. Bu, bireylerin önce ulusal mahkemelerde haklarını aramalarını zorunlu kılar.
Tarihsel Önemi ve Önemli Kararları
AİHM, yıllar içinde yalnızca üye ülkelerin hukuk sistemlerini değil, uluslararası insan hakları koruma standartlarını da güçlendiren birçok önemli karara imza atmıştır. Öne çıkan davalardan biri, kamu okullarında dini sembollerin varlığının tartışıldığı Lautsi v. Italy davasıdır. Bir diğer örnek ise, bireylerin işkence riski altındaki ülkelere iadesiyle ilgili standartların belirlendiği Othman (Abu Qatada) v. the United Kingdom davasıdır.
AİHM’nin kararları, üye ülkeler için bağlayıcıdır. Bu, mahkemenin ihlal tespit ettiği durumlarda ilgili ülkelerin bu ihlali gidermek ve benzer ihlallerin tekrarını önlemek için gerekli adımları atmak zorunda olduğu anlamına gelir. Bu bağlayıcılık, Avrupa genelinde insan hakları standartlarının uyumlaştırılmasına ve bireysel özgürlüklerin korunmasına büyük katkı sağlamıştır.
Zorluklar ve Eleştiriler
Elde ettiği başarılara rağmen AİHM, çeşitli zorluklarla karşı karşıyadır. En büyük sorunlardan biri, artan dava sayısının mahkemenin iş yükünü ciddi şekilde artırması ve başvuruların incelenmesinde uzun gecikmelere yol açmasıdır. Ayrıca bazı hükümetler ve siyasi aktörler, mahkemeyi ulusal egemenliklerine müdahale etmekle suçlayarak eleştirmektedir. Bu tür gerilimler, ulusal egemenlik ile uluslararası insan hakları koruması arasındaki dengeyi tartışmaya açmaktadır.
Bir diğer eleştiri noktası ise mahkeme kararlarının uygulanmasıdır. Her ne kadar birçok üye ülke AİHM’nin kararlarına saygı gösterse ve gereğini yerine getirse de, bazı durumlarda bu süreç yavaş ilerleyebilmekte veya sekteye uğrayabilmektedir. Bu tür durumlarda Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, kararların uygulanmasını denetleyerek geciken ülkeler üzerinde baskı kurma görevi üstlenir.
Gelecek İçin Önemi
AİHM, Avrupa’da insan haklarının korunması mücadelesinde vazgeçilmez bir kurum olmaya devam etmektedir. Mahkeme kararları, yalnızca davacıların yaşamını doğrudan etkilemekle kalmaz, aynı zamanda üye ülkeler için geniş kapsamlı standartlar oluşturur. İnsan haklarının dünyanın birçok yerinde baskı altında olduğu bir dönemde, AİHM adalet ve umut sembolü olarak varlığını sürdürmektedir.
AİHM, uluslararası iş birliği ve özgürlük, onur ve eşitlik gibi temel değerlere olan ortak bağlılığın mümkün olduğunu kanıtlamaktadır. Bu işleviyle, Avrupa’nın on yıllardır savunduğu ilkelerin bir hatırlatıcısı ve insan haklarının geleceğini korumak isteyen herkese bir çağrı niteliği taşımaktadır.

